CHP’li Uyar’dan ‘OPV’ eleştirisi: Bu program orta vadeli bir ekonomi programı olmaktan ziyade, bir sefalet programıdır.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar, geçtiğimiz günlerde açıklanan OPV’ye işaret ederek, “Bu program orta vadeli bir ekonomi programı olmaktan ziyade, emekçilere dayatılan uzun vadeli bir sefalet programıdır.” dedi

Uyar, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. İktidarın açıkladığı OPV’yi eleştiren Uyar’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“İktidar, bir dönem daha söz verip de yapamadıklarını, yeni bir program vasıtasıyla bir başka bahara erteleme kararı aldı. İktidarın programında, vatandaşa yine işsizlik, güvencesiz çalışma, yoksulluk ve yüksek enflasyonla yaşamak reva görüldü. Bakın, açıklanan programda bu yıl için enflasyon ön görüsü yüzde 65 oldu. Daha bir ay önce Merkez Bankası’nın tahmini, yüzde 58 idi. Yılın sonunda enflasyon yüzde 70 çıkarsa şükredeceğiz.  Bu demek oluyor ki; 45 aydır çift haneli enflasyon ile yaşadığımız yetmedi, en az 28 ay yani 2 yıl 4 ay daha çift haneli enflasyona mahkûm olarak yaşayacağız. Bir başka deyişle; işçiler, kamu emekçiler, emekliler en az 2 yıl 4 ay daha yoksulluk ve sefalet ücretleriyle yaşamak zorunda kalacak. Tabi o da program tutarsa. 

“İşçilerin güvenli çalışma hakkı hedef alınıyor”

Programın 22. sayfasındaki bir ifadeye dikkatinizi çekmek istiyorum. ‘’İş kanununda sosyal taraflarla diyalog halinde yapılacak değişiklikler ve bu doğrultuda gerçekleştirilecek ikincil mevzuat çalışmaları ile işgücü piyasalarında güvenceli esneklik sağlanacaktır’’. Bu ifade, açık şekilde işçilerin güvenceli çalışma hakkını hedef almaktadır.

İktidarın mevcut iş hukukunda yaptığı değişikliklerle, işçinin iş güvencesinin tam olarak koruma altına alınmadığı ve alabildiğinde  güvencesiz çalışma hükümlerinin olduğu bir kanun durumuna getirdiğini ifade ederek, OPV’nin bir maddesine dikkat çeken Uyar, şu şekilde konuştu:

“Otomatik Katılım Sisteminin (OKS) işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulacaktır.” Programın 31. sayfasındaki 28. maddede yer alan ifade ise şu şekilde;
‘’Sosyal güvenlik sisteminde fiili ve yasal kapsamın artırılması doğrultusunda kadın, gençler, engelliler başta olmak üzere çalışma hayatına kalıcı katılımı sağlamayı teminen esnek çalışma biçimleri yaygınlaştırılacak, sosyal güvenlik mevzuatı ve uygulamaları değişen işgücü piyasası koşullarına ve yeni nesil esnek çalışma şekillerine daha uyumlu hale getirilecektir.’’ Yani, iktidar sadece çalışma yaşamını değil aynı zamanda sosyal güvenlik sistemini de esnek ve güvencesiz bir yapıya dönüştüreceğini ifade ediyor. Bir başka deyişle emeklilere, hâlihazırda emekli olmayı bekleyen vatandaşlarımıza “kamusal emeklilik hakkınızı piyasalaştıracağım” diyor.

“Orta vadeli program bu haliyle; emeğe, emeğin kazanılmış haklarına, mevcut kamusal emeklilik sistemine karşı açık bir saldırı programıdır”

Uyar, konuşmasına şöyle devam etti:

“‘Türkiye Yüzyılı’ diye öve öve bitiremediğiniz dönemde, işçilere emekçilere reva göreceğiniz program bu mu? İşçinin iş güvencesini elinden al, kıdem hakkını arkadan dolaşarak gasp etmeyi planla, üstüne bir de kamusal bir hak olan emeklilik hakkını işçinin, emekçinin elinden al, piyasaya ver. Bir de dün Mehmet Şimşek’in ücret zamları ile ilgili söyledikleri var. Şimşek, “ücretlere yapılacak zamlarda artık hedef enflasyon dikkate alınacak” diyor.

Sayın Şimşek hedef enflasyon diyorsunuz ama kamu emekçilerine reva görülen zam hedef enflasyonunda altında. Nasıl olacak bu iş? Sen 2024 için yüzde 33 enflasyon hedefi koyuyorsun ama yüzde 26,5 zam veriyorsun. Ayrıca kimse kimseyi kandırmasın, ücretlere enflasyon hedefli zam dayatması bariz bir IMF politikasıdır.

İktidarı uyarıyoruz; emekçilerin haklarını hedef alan IMF’siz IMF programından derhal vazgeçin. İşçilerin, emekçilerin iş güvencesine kıdem tazminatına ve emeklilik hakkına el uzatmayı aklınızdan bile geçirmeyin.”

22 yıllık AKP iktidarında iş cinayetlerinde 31 bin 458 kişinin hayatını kaybettiğini söyleyen Uyar,  “Bakın, bu rakam Türkiye’de birçok ilçenin nüfusundan bile fazla. İş yerlerinde 22 yıldır işçilerimize, emekçilerimize karşı bir savaş yürütülüyor. Bu savaşın başında da AKP iktidarı bulunuyor. Türkiye’de en son SGK verilerine göre, bir yılda yaşanan iş kazası sayısı 511 bin. Neredeyse her gün 1400 iş kazası yaşanıyor.

İktidar tarafından 2013 yılında 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıkarıldı.
Çıkartılan bu yasa, işçi sağlığı ve güvenliğini sağlamak bir yana, yasanın kendisi AKP eliyle bir şirket mantığı ile işletildi. Sonucunda ise on binlerce emekçimiz, AKP iktidarının sömürü düzeninde yaşamını yitirdi.” dedi.

“Cumhuriyetimizin 100. yılına 10 milyona yakın gerçek işsizimizle giriyoruz”

Uyar son olarak, çalışma yaşamı ve işçinin sorunları için özüm önerilerini sıraladı: 

“Cumhuriyetimizin 100. yılına aylık geliri, 4 bin 471 TL’nin altında olan 6 milyon 828 bin 533 kişi ve 10 milyona yakın gerçek işsizimiz ile giriyoruz. 34,6 milyon vatandaşımızın iki günde bir sofrasına et yemeği koyamadığı, 44 milyon vatandaşımızın borç altında ezildiği, 17 milyon 49 bin vatandaşımızın evinin ısınma ihtiyacını karşılayamadığı, bir Türkiye gerçeği ile Cumhuriyetimizin 100. yılına giriyoruz.

1- Taşeron sömürüsüne derhal son verilmeli, tüm taşeron işçilere hakları olan kadro hakkı verilmelidir.

2- Orta vadeli programda da değindiğiniz; tüm esnek çalışma koşullarına son verilmeli, çalışma yaşamı güvencesizlikten tamamen arındırılmalıdır.

3- Sendika ve toplu sözleşme hakkının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

4- Grev yasaklarına derhal son verilmelidir.

5- İş yerlerinde işçilerimizi, göz göre göre ölüme gönderen bu çalışma rejimine karşı; işçilerimizin bizzat söz ve karar sahibi olduğu yeni bir işçi sağlığı ve güvenliği yasası derhal çıkartılmalıdır.

6- İşçilerimizi koruyan, tamamen güvenceye kavuşturan yeni bir temel iş güvencesi kanunu hayata geçirilmelidir.

7- İşsizlik sigortası fonunun amaç dışı kullanılmasına son verilmeli, fon işsizlerin kullanımına daha çok hizmet edecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.

8- Kıdem tazminatından yararlanma şartları yeniden ele alınmalı, tazminat hakkı için süre kısıtlaması kaldırılmalı, tazminat hakkı tüm işçilerimizin rahatça erişebileceği bir hak olmalıdır.”

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir